17 Haziran 2009 Çarşamba

Herşey Sende Gizli


yerin seni çektiği kadar ağırsın

kanatların çırptığı kadar hafif

kalbinin attığı kadar canlısın

gözlerinin gördüğü kadar genç

sevdiklerin kadar iyisin

nefret ettiklerin kadar kötü....


yağmurun yağdığı kadar ıslaksın

güneşin seni ısıttığı kadar sıcak

yalnız hissettiğin kadar yalnızsın

ve güçlü hissettiğin kadar güçlü....


çiçek sulandığı kadar güzeldir

kuşlar ötebildiği kadar sevimli

bebek ağladığı kadar bebektir

ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin

bunu da öğren ;

sevdiğin kadar sevilirsin...
CAN YÜCEL

13 Haziran 2009 Cumartesi

Bugün

bugün oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi dolaştım ortalıkta.hep kaçtım insanlardan köşe bucak saklandım.hep ağlamaklı hep mutsuzdum.yapayalnız,itilmiş,dışlanmış,küçümsenmiş hissettim hep.koskoca dünyada bir tek ben vardım.sakladığım sevdam ve ben.en kuytularda sessiz sessiz ağladım hep.gizli gizli sildim gözyaşlarımı.bakışlarımı kaçırdım herkesten.öyle zavallı öyle zavallıydım ki...lanet olası bir gündü işte.herkesin içinde sadece SEN içimde...

Yaşayabilirdim

YAŞAYABİLİRDİM EVSİZ OLSAYDIM

DAYANABİLİRDİM SUSUZ KALSAYDIM

ANLATABİLİRDİM DİLSİZ OLSAYDIM

SENSİZLİK BU! BAŞKA BİRŞEY DEĞİL....

Anneciğim

ağarmış saçında kaviy bir akşam kırılmış saatler geçmiyor zaman yollar ayrılığı söyler durmadan içimde tüten umut anneciğim.... ellerin hüzündür gözlerin camda yıldızlar gülümser ta uzaklarda sıcak kucağının saltanatında çocuk kalbimi avut anneciğim.. sığındığım kalesin sevgiden hayalin geçiyor şimdigözümden sana kor bir yalnızlığın içinden uzattım ellerimi tut anneciğim... annesi olmayanlara,olupta olmayanlara...

Gelme

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?


Necip Fazıl

Gitmeliyim

gitmek istiyorum bu şehirden ve senden ayağıma dolanmasın ne senden kalanlar ne benden kalanlar sırtımda ne varsa bırakacağım şu kapının eşiğine taşıyamayacak kadar yorgun dizlerim,yüreğim... batmasın artık zehirli sözlerin canıma her gece uğuldamasın kafamın içinde sesin bitsin,bıktım,sızlatma dokunma yaralarıma çözülsün zincirler bitsin aşkına esaretim... gitmeliyim bu şehirden ve bizden dönüp dönüp gelmemeliyim dizlerinin dibine o kadar uzak okadar uzak olmalıyım ki sana istesemde yollar kördüğüm olmalı ayaklarıma... gideceğim bu şehirden ve senden izin vermeyeceğim hiç bir hatırana yanımda yerin olmayacak bundan sonra bir yokluğun içinde kaybolsamda dönmeyeceğim ne bu şehre ne hatıralara ne sana...

Hepinizden

'ben aramazsam arayacağın yok' diyenlerden 'öyle yapmasan daha iyi olurdu' diyenlerden 'bende aldım şu fiyata pahalı almışsın' diyenlerden oturduğu yerden 'oğlum yapma' diyenlerden kocasından bahsederken 'bizim adam' diyenlerden olur olmaz şeye 'bende severim' diyenlerden 'benim komşu almış bende alcam' diyenlerden 'benim yaptığım daha güzel oldu' diyenlerden 'bende yalan yok olduğum gibiyim' diyenlerden işine gelmeyince 'ben nerden biliym' diyenlerden 'az ondanda eksik kal' diyenlerden 'söyleseydiniz bende gelirdim' diyenlerden ahkam kesenlerden bişey zannedenlerden herşeyin içine girenlerden bilir bilmezlerden hayatıma müdahele edenlerden..... HEPİNİZDEN BIKTIM!!!!!!

Senle ben

senle ben ne çok şeymişiz aslında
ayrı ayrı yerlerde aynı şeyleri yaşamışız...
aynı sabaha aynı umutlarla uyanmışız
ben seni sen beni umut etmişiz her sabah.
aynı yollardan yürümüşüz her gün
aynı şeylere üzülüp aynı şeylere gülmüşüz.
aynı sancılar aynı ağrılar saplanmış sol yanımıza...
aynı sevdaya sevdalıymışız hiç bilmeden...
aynı yıldıza bakıp dilek tutmuşuz her gece
üstelik aynı dileği...
aynı gökyüzünden damlayan iki ayrı damlaymışız meğer,
ama bulmuşuz koca ummanda birbirimizi...
aynı pencereden bakmışız hayata
aynı renkleri görmüşüz hiç bilmeden
sende sevmişsin maviyi bende huzur diye
ayrı ayrı hayatlar yaşamışız belki
ama anladığımız aynı...
senle ben
birbirimize sevdalı
sevdamız aynı...

Bu Sabah

ağlamak geldi bu sabah uyanıruyanmaz içimden.deli gibi hıçkıra hıçkıra ağlamak...sana aksın istedim gözyaşlarım,içimdeki senide alıp aksın.yaptığın haksızlıklara,insafsızlığına,nankörlüğüne aksın...tırnaklarımla kazıya kazıya tutunduğum umudu,hiç acımadan yıkışına aksın...yenilmişliğime kaybetmişliğime aksın...hiçliğime çaresizliğime aksın...bu sabah bu gözyaşlarım bizim için aksın...

Yaşlı adam

yaşlı bir tezgahtar vardı pazarda.çilek satıyordu.adamın biri yaklaştı bir kilo tart dedi.tezgahtar tarttı.biraz fazlaydı tartılan çilek.elini poşete uzattı,tam içinden bi kaç tane alcaktı ki alıcı sert bir sesle seslendi:elini daldırma poşetin içine neyse paranı bil! tezgahtar hiç cevap vermeden uzattı poşeti

aldı parasını...alıcı yürüyüp gitti gururlu adımlarla yaptığı şeyi hiç önemsemeden! tezgahtar biraz durgun işine devam etti.alışkındı belkide böyle kendini bilmez insanlara.bense genzim sızlayarak eve döndüm ben hiç alışkın değildim böyle küstahlıklara.....

Senn

ne senden gidebildim

ne sende kalabildim...

yarım kaldı (sana) dediğim herşey

oysa sen tamamlamalıydın

eksik kalan ne varsa...

olmadı olamadı

şimdi özlemlerimi söndürüyorum

elimde kalan tek resminde

o resimde saklı herşey

hatıralarım umutlarım

yarım kalanlarım....

bu şehrin karanlığına bıraktın beni...

seni arıyorum seçebildiğim gölgelerde

duyabildiğim seslerde

hiç birinde yoksun

olmayacaksın biliyorum

sadece kendimi sızlatıyorum....

her şarkının mısrasında sen

her şiirin dizesinde sen

ne yana dönsem sen

bırak artık!

ruhum azad olsun sevgili...


Şikayet

neresinden tutunmalı bu hayatın neresinden?ne yaşadım doya doya nede güldüm.hep bi eksiklik duygusu,hep bi eskimişlik duygusu.ne yana dönsem nankörlük ne yana dönsem nankörlük...bıktım hep kendi derdine yanan insanlardan.kendi rahatı için başkasını ezen bencillerden.kılını kıpırdatmaktan aciz olup,hep karşıdan bişeyler bekleyen rahatlardan...bıktım tanıdığım bütün suratlardan....

Sen!!

kapkaranlık bir zamandı bana geldiğin
geceyi dolduran ışık sendin
önce gözlerime sonra gönlüme
sonrada ömrüme doluverdin...
aydınlattın en kuytu en karanlık köşelerimi
bütün dünyam renklendi ışığınla
bütün siyahlar silindi
rengarenk oldu değdiğin heryer....
farklılaştı bütüevren
bakmayı seninle öğrendim
ışığınla gördüm en karanlıklarımı
kendimi seçtim o karanlık köşelerden
varolduğumu anladım!
meğer seni beklemişim yaşamak için
görmek için
hayat verdin can verdin
kan verdin damarlarıma
var ettin beni ışığınla....

Neden

neden aşkı anlatırken karışık cümleler kurarız ki hep.
aşk aslında tek cümle değil mi?
aşk yalın aşk sade aşk dolambaçsız olmalı değil mi?
halbuki sevmek yapabileceğimiz en kolay şey değilmi?
en zahmetsiz en külfetsiz şey.....
niye acıtırız ki hep severken
niye kırıp döküp sonrada basıp geçeriz....
neden zorlaştırırız aşkı bu kadar
savaş meydanı zannederiz o aşk bahçelerini hep
neden aşkla nefes alıp vermek dururken
aşka öfke katıp nefesimizi keseriz....
neden hep değiştirmeye çalışırız aşkı kafamıza göre
uymayınca çıkarıp atarız gömlek misali
neden hep başkalarına anlatıp aşkı
kendimiz görmezden geliriz.....
aşk sadece aşktır
sana göresi bana göresi yoktur aşkın
aşk varsa var yoksa yoktur
amalarla avutmayalım kendimizi....

Bu Sabah



bu sabah bir umut var içimde
nasıl olsa geri gelirsin diye
herşey yerli yerinde yine
bu sabahların bir anlamı olmalı......

bu sabahta uyandım
her sabah olduğu gibi yine sana uyandım
dilimde bu şarkı
aklımda gözlerin
bu sabahta özledim
her sabah olduğu gibi sadece seni özledim....

Gülümse

gülüşünü özledim....
öyle bütün dünyamı doldururdu hani
sen güldüysen bütün güller gülerdi
kocaman gökyüzü şu savrulan bulutlar gülerdi
sen güldüysen benim içim gülerdi
sen güldüysen ısıtırdı güneş
sen güldüysen serinletirdi rüzgar
sen güldüysen dönerdi dünyam...
şimdi yoksun uzaklardasın
gülüşünüde alıp gittin ya
herşey birbirine karıştı
günüm yok
gecem yok
yazım yok
baharım yok
yağmurum yok
ne gece ne gündüz
gri bir zamanın içinde
yapayalnız bıraktın beni
gülüşünü özledim....

Bir İlkbahardı

bir ilkbahardı
ilk baharımdı bana geldiğin gün
denizlerle martılarla
davullarla zurnalarla
sanki yer gök düğün meydanı
bulutlar ağaçlar düğün alayı
bir ilkbahardı
unutmadım...
ne kadarda çaresizleşirdim kollarında
küçük bir çocuk gibi telaşlanırdım
sen devasa bir kahraman
ben zavallı bir çocuk
bir ilkbahardı
unutmadım.....
şiirler mırıldanırdın kulaklarıma
sözler bi başka anlam kazanırdı dudaklarında
hiç bitmeyecek sanırdım
öyle büyülü
öyle derin
bir ilkbahardı
unutmadım....